والزيتون
Kur'an'da 4 kez geçiyor · sıklık sırası 2.462 · Kesinleşti
KarşılığıVe özlü
Sembol anlamı: belirlemek (و, başta: Ve); ال: bilinen; hüküm, karar, yasa, hikmet (ز); var, varlık (ي); ayırmak, seçmek, ayrıştırmak (ت); belirlemek, belirgin (و); olmak, açığa çıkmak (ن, sonda). Bileşke: زي = varlıkta işleyen hüküm · يت = varlığın ayrıştırılması · زيت = varlıktan hükümle ayrıştırılan öz · تون = ayrıştırılanın belirgin biçimde açığa çıkması. Tanım: varlıktan yasa gereği ayrıştırılan özü belirgin biçimde açığa çıkaran.
Harflerden anlama
| Harf | Konum | Seçilen anlam | Kural / not |
|---|---|---|---|
| و | başta | Belirlemek, Beliren, Belirgin | E-VAV و: Ve |
| ا | ortada | Data, İleti, Veri, Ham madde | E-AL ال: bilinen |
| ل | ortada | Biçim, Şekil, Kod, Suret, Form | E-AL ال: bilinen |
| ز | ortada | Hakim, Hüküm, Hükmetme, Karar, Yasa, Kanun, Hikmet, Erişim engeli, Erişim yasağı | |
| ي | ortada | Var, Varlık | |
| ت | ortada | Ayırmak, Seçmek, Ayrılık, Seçim, Tercih, Ayrıştırmak | |
| و | ortada | Belirlemek, Beliren, Belirgin | |
| ن | sonda | Olmak, Oluşmak, Açığa çıkmak, Açığa çıkarmak, Açık, Açıklamak, Açılmak | Sondaki و ن bu kelimede kök dizisinin parçası, -ıyorlar takısı değil |
Bu karşılık Kur'an'daki yerlerin çoğunda oturuyor; bütün yerlerde sınanması sürüyor.
Harf harf ayrışım
| Harf | Ad | Konum | Tablodaki anlamlar | İşaret |
|---|---|---|---|---|
| و | Vav | başta | Belirlemek, Beliren, Belirgin | |
| ا | Elif | ortada | Data, İleti, Veri, Ham madde | |
| ل | Lam | ortada | Biçim, Şekil, Kod, Suret, Form | |
| ز | Zeyn | ortada | Hakim, Hüküm, Hükmetme, Karar, Yasa, Kanun, Hikmet, Erişim engeli, Erişim yasağı | |
| ي | Ye | ortada | Var, Varlık (ى dahil) | |
| ت | Te | ortada | Ayırmak, Seçmek, Ayrılık, Seçim, Tercih, Ayrıştırmak | |
| و | Vav | ortada | Belirlemek, Beliren, Belirgin | |
| ن | Nun | sonda | Olmak, Oluşmak, Açığa çıkmak, Açığa çıkarmak, Açık, Açıklamak, Açılmak |
Kaynak: klasik okunuşlar (yalnız karşılaştırma için)
وَٱلزَّيْتُونَ 3 · وَٱلزَّيْتُونِ 1
Bu bilgi sistemin anlamına karışmaz; aynı yazılışın klasikte hangi farklı okunuşlarla geçtiğini gösterir.
Geçtiği yerler (4)
- En'âm 6:99وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ نَبَاتَ كُلِّ شَىْءٍ فَأَخْرَجْنَا مِنْهُ خَضِرًا نُّخْرِجُ مِنْهُ حَبًّا مُّتَرَاكِبًا وَمِنَ ٱلنَّخْلِ مِن طَلْعِهَا قِنْوَانٌ دَانِيَةٌ وَجَنَّٰتٍ مِّنْ أَعْنَابٍ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُشْتَبِهًا وَغَيْرَ مُتَشَٰبِهٍ ٱنظُرُوٓا۟ إِلَىٰ ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثْمَرَ وَيَنْعِهِۦٓ إِنَّ فِى ذَٰلِكُمْ لَءَايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
- En'âm 6:141وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَ جَنَّٰتٍ مَّعْرُوشَٰتٍ وَغَيْرَ مَعْرُوشَٰتٍ وَٱلنَّخْلَ وَٱلزَّرْعَ مُخْتَلِفًا أُكُلُهُۥ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُتَشَٰبِهًا وَغَيْرَ مُتَشَٰبِهٍ كُلُوا۟ مِن ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثْمَرَ وَءَاتُوا۟ حَقَّهُۥ يَوْمَ حَصَادِهِۦ وَلَا تُسْرِفُوٓا۟ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْرِفِينَ
- Nahl 16:11يُنۢبِتُ لَكُم بِهِ ٱلزَّرْعَ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلنَّخِيلَ وَٱلْأَعْنَٰبَ وَمِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
- Tîn 95:1وَٱلتِّينِ وَٱلزَّيْتُونِ