فكذبوه
Kur'an'da 8 kez geçiyor · sıklık sırası 1.214 · Kesinleşti
KarşılığıBöylece onu çarpıttılar
Sembol anlamı: Böylece (ف takısı); süreklilik, bütünlük (ك); parça, sınır (ذ); karşılık (ب); belirleyen (و: -ler); O (ه). Onaylı كذب 'Çarpıttı' + و çoğul özne + ه nesne.
Harflerden anlama
| Harf | Konum | Seçilen anlam | Kural / not |
|---|---|---|---|
| ف | başta | Düşünmek, Gizli, Gizlemek, Örtmek, Kaplamak, Sessiz | E-FE takısı (Böylece) |
| ك | ortada | Süreklilik, Bütünlük, Daim, Her | |
| ذ | ortada | An, Parça, Kısım, Bölüm, Sınır | |
| ب | ortada | Eş, Denk, Karşılık, Çift, Terazi, Ayna, Taraflar | |
| و | ortada | Belirlemek, Beliren, Belirgin | Vav: çoğul özne |
| ه | sonda | Göstermek, Görünmek, O, İşaret etmek | E-HA takısı (O) |
Harf harf ayrışım
| Harf | Ad | Konum | Tablodaki anlamlar | İşaret |
|---|---|---|---|---|
| ف | Fe | başta | Düşünmek, Gizli, Gizlemek, Örtmek, Kaplamak, Sessiz | |
| ك | Kef | ortada | Süreklilik, Bütünlük, Daim, Her | |
| ذ | Zel | ortada | An, Parça, Kısım, Bölüm, Sınır | |
| ب | Be | ortada | Eş, Denk, Karşılık, Çift, Benzer, Terazi, Ayna, Simetri, Taraflar, Birbirini bütün olarak tamamlayan | |
| و | Vav | ortada | Belirlemek, Beliren, Belirgin | |
| ه | He | sonda | Göstermek, Görünmek, O, İşaret etmek |
Kaynak: klasik okunuşlar (yalnız karşılaştırma için)
فَكَذَّبُوهُ 8
Bu bilgi sistemin anlamına karışmaz; aynı yazılışın klasikte hangi farklı okunuşlarla geçtiğini gösterir.
Geçtiği yerler (8)
- A'râf 7:64فَكَذَّبُوهُ فَأَنجَيْنَٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ وَأَغْرَقْنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا عَمِينَ
- Yûnus 10:73فَكَذَّبُوهُ فَنَجَّيْنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ وَجَعَلْنَٰهُمْ خَلَٰٓئِفَ وَأَغْرَقْنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ
- Nahl 16:113وَلَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌ مِّنْهُمْ فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ وَهُمْ ظَٰلِمُونَ
- Şuarâ 26:139فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَٰهُمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
- Şuarâ 26:189فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ ٱلظُّلَّةِ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
- Ankebût 29:37فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَٰثِمِينَ
- Sâffât 37:127فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ
- Şems 91:14فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمْ فَسَوَّىٰهَا